Peygamberimiz, Cami ve İrşat
Camiler, İslam beldelerinin bağımsızlığının göstergesi, O ülkenin, Müslüman olduğunu belirten tapu senetleridir. Minareleri tevhidin sembolü, Ezanlardaki şehadetleri dinin temeli, Minberleri ilim, hikmet ve marifetin mekânı, Kürsüleri hak ve hakikatin sesi ve Mihrapları gönlümüzü esir almaya çalışan günahlarla mücadele yeridir. Beldelerin Allah’a en sevimli yerleridir. Birlik beraberliğin merkezi, yüreği birlikte aynı gaye için bir araya geldikleri yerlerdir.
İslam toplumunda cami hayatın merkezindedir, vücudumuzdaki kalp gibidir. Nasıl hayatın devamlılığını sağlayan kan, kalpten pompalanırsa, İslam toplumuna da canlılık ve yön verecek enerji camilerden yayılır. Topluluklar manevi gıdasını camilerden, oralardaki gönül buluşmalarından alır. Bundan ötürü İslam beldeleri inşa edilirken cami merkezli olarak planlanmıştır. Okullar, aşevleri ve dükkanlar caminin etrafına yerleştirilmiştir.
Peygamberimiz (s.a.s) insanlığa gönderilen peygamberler halkasının son ve evrensel temsilcisidir. Vazifesi irşat, tebliğ ve davettir. Hem irşat hem de tebliğ ve davet, İslam’ı insanla buluşturma faaliyetlerinin özünü teşkil etmektedir. Tebliğ ve davet henüz Müslüman olmamış kimselere; irşat ise İslam’ı din olarak kabul etmiş olanlara yönelik olarak gerçekleştirilen din eğitimi ve öğretimidir. Peygamberimiz (s.a.s) insanları, en güzel metotlarla İslam’a davet etmiş ve hayatıyla en güzel örnekliği göstermiştir. İslam’ı insanlara tebliğ etme ve irşat mücadelesinde muhataplarına değer vermiş, onlara aklî ve ictimaî seviyelerine göre tebliğde bulunmuş, anlattıklarını ilk önce kendisi yaşamıştır. Onun içindir ki her sözü, insanları etkilemiştir. İnancı ve gayreti, samimiyeti ve ihlası, doğruluğu ve güvenilirliği, sabrı ve merhameti onu davetinde başarılı kılan en bariz özelliklerdir. Şefkati ve merhametiyle, nezaketi ve mütebessim çehresiyle, tatlı dili ve teşvik edici üslûbuyla gönüllere dokunmuştur. “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; sevdirin, nefret ettirmeyin,” buyurmuş ve bu anlayışı bir hayat düsturu haline getirmiştir.
Peygamber Efendimizin İslam’ı tebliğ vazifesinde en önemli mekan, mescit olmuştur. O (s.a.s), Mekke’de Erkam’ın evi davetin merkezi yapmış, Medine’ye hicret edilince de şehrin, hayatın ve tebliğin merkezi olarak Mescid-i Nebiyi inşa ettirmiştir. İbadet, yönetim merkezi, karargâh, istişare meclisi gibi işlevlerinin yanı sıra Mescid-i Nebi, irşat ve eğitim faaliyetlerinin de merkezi olmuştur. Mescidin bitişiğine Ashab-ı suffa için yer inşa ettirip mümin şahsiyetler yetiştirmiştir. Hz. Peygamberi örnek alan ümmeti de cami merkezli medeniyetler inşa etmişlerdir. Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk, Peygamber efendimizin izinden giderek yaşadığımız çağı İslam’ın rahmet mesajlarıyla buluşturmaktır. Ümmetin bugünkü olumsuz atmosferden kurtulmasının yegane yolu; yeniden öze dönmektir. Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuş Nebî’nin güzel ahlakını kuşanmak, bu şekilde adalet ve merhametin egemen olduğu bir dünya inşa etmektir. Mevlidi Nebi ve Camiler ve Din Görevlileri haftasının bu amaçları gerçekleştirmeye katkıda bulunmasını Rabbimizden niyaz ederiz.



Benzer Haberler
Türkiye Çevre Haftası Festival Programı
19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik Ve Spor Bayramı
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN
En Değerlimiz Geleceğimiz!
DEPREMİN FARKINDA, DEPREME HAZIR OLUN
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ. SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ
RAKAMLARLA ENERJİ TASARRUFU